Neden?
Serbest Fırkası’nın kısa ömrünü konuşmadan, bu ömrün dâhilinde yaşananların tam manasıyla anlaşılabilmesi için evvela: “bu fırka neden kurulmuştur?” sorusuna yanıt vermeliyiz. Çünkü “neden” sorusunun cevabı, Fırka’nın “ne”liğini (veya ne olarak planlandığını ve algılandığını) da anlamamız açısından önemlidir.
“Neden?” sorusuna çeşitli cenahlardan çeşitli cevaplar gelmiştir. Resmi ideolojinin ortaya attığı: “Atatürk ülkede demokrasiyi yerleştirmek için bu fırkayı kurdurdu ya da kurulmasına izin verdi” tezini bahse değer bile bulmuyorum. Zira bir parti liderinin emirle başka bir parti kurdurması demokrasiyle ve demokrat anlayışla bağdaşmadığı gibi teoride siyasi parti kurmak için herhangi bir yasal izne gerek duyulmadığı bir dönemde, pratikte böyle bir iznin elzem olması, bu “demokrasi yerleştirme” iddialarının ne kadar traji-komik olduklarını ortaya koymaya yeterlidir diye düşünüyorum.
Burada yöntem olarak bazı temel görüşleri alıntılarla örneklemek ve bu örnekleri yorumlamak yolunu seçeceğim.
Cem Emrence 99 Günlük Muhalefet: Serbest Cumhuriyet Fırkası kitabında önce Türkiye’nin geniş bir ekonomik tasvirini yaptıktan sonra¹, sürekli(Büyük Buhran’ın ve Osmanlı borçlarının etkisiyle) kötüye giden ekonomik koşulların oluşturduğu sosyal hoşnutsuzluğun Serbest Fırka’nın kurulmasında temel sebep olduğunu belirtir:
“Özetle, farklı biçimlerde piyasaya bağımlı gruplar[çiftçi, tüccar, işçi S.İ.] ekonomik buhrana karşı kendi savaşlarını vermek zorunda kaldılar. Krize ekonomik çözüm bulmakta zorlanan Kemalistler, krizin yarattığı sosyal hoşnutsuzluğu uzun süre görmezden gelemedi. Bu noktada, cumhurbaşkanı Mustafa Kemal kendi inisiyatifi ile ülkede oluşan toplumsal muhalefetin yeni bir siyasi parti ile meclise taşınmasına karar verdi.”²
Emrence’nin araştırması SCF tabanının fırkaya yönelmesinin nedenleri konusunda fazlasıyla açıklayıcı olsa da sadece ekonomik sorunlar sonucu ortaya çıkan “sosyal hoşnutsuzluk” Halk Fırkası ve özellikle de bizzat Mustafa Kemal’in böyle bir girişime atılmalarını açıklamak konusunda eksik kalır.
Bu eksikliği bir nebze olsun gidermek için ise Mete Tunçay’ın Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetimi’nin Kurulması(1923-1931) kitabına göz atmak gerekir:
“Bir kere, dış dünyanın doğrudan ve dolaylı etkileri vardır. SCF önderinin yurtdışından (Paris Büyükelçiliğinden) gelmesi, bu kategorideki nedenlerin önemini arttıran bir etken olmuştur. Bunların ağırlık payını abartmaktan çekiniyorum. Fakat dış dünyaya kendimizi beğendirmek isteğinin bile bir rolü olduğu açıktır. Denilebilir ki, o yıllar boyunca dış dünyada çok-partili demokrasiler tek model değildi. Sovyet Rusya ve Faşist İtalya da vardı. Fakat Gazi ve arkadaşlarının kendilerini beğendirmek istedikleri dış dünya, Batı dünyasıydı. Dış dünyanın yine doğrudan sayılabilecek bir etkisi, (bu konu henüz aydınlatılmamış olmakla birlikte) Düyun-ı Umumiye’nin temizlenmesiyle ilgilidir. Nihayet, dolaylı bir dış neden, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımının yurdumuza da yansımasıydı.
İç sorunlar ise -ayrımlanmaları özellikle güç olmakla birlikte- ekonomik sıkıntı(yoksulluk), umulan gelişmeye erişilememesi ve genel bir hoşnutsuzluk diye özetlenebilir. Bunların gerisinde Doğu’da sürüp giden Kürt ayaklanmalarının da etkisi olduğu kesindir.
Tek-Parti iktidarının başı (cumhurbaşkanı), hükümet eleştirisiz ve sorumsuz bir durumda olduğu için, muhalif bir partinin varlığında yarar görmüştür. Ancak, ilk gününden itibaren bütün bu girişimi yapay kılan, yaratılan muhalefetin giderek bir iktidar seçeneği olmasının gerçekten göze alınmaması olmasıdır. Cumhurbaşkanının bakış açısından, ülkenin yararlarıyla CHF’nin yararları özdeştir. Dolayısıyla SCF’nin yaratılması, rejim için olmaktan çok, parti için faydalı olacak diye düşünülmüştür. Bu sayede partinin çürük yanları açığa vurulacak, temizlenecek, dolayısıyla parti güçlenecektir. Fakat örgütün içindeki birtakım çıkar grupları, bu tasarımın gerçekleşmesinden endişeye düşmüşler ve deneyimin sonra erdirilmesinde etkili olmuşlardır.”³
Görüldüğü gibi hoca iç ve dış nedenlerin konu başlıklarını değinip fazla ayrıntıya girmemiş ancak Atatürk’ün CHF ile Devleti özdeşleştirmesini ve SCF’yi kendi fırkasını geliştirecek bir araç olarak görmesini özellikle vurgulamıştır(-ki burası çok kritiktir). Ama buradaki eksiklik de Atatürk’ün, güçlenen ve kendisine olan bağımlılığı sürekli azalan İnönü’yle ilişkilerinde, SCF’ye ve Fethi Bey’e nasıl bir rol biçildiği konusudur.
Bu noktada Cemil Koçak “Belgelerle: İktidar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası” kitabında, belki de tartışmaya çalıştığımız “neden” sorusuna en derli toplu cevabı vermiştir:
“Atatürk’ün kafasının içinde şöyle bir senaryo olmalıdır: (a) Muhalefet partisi, içeride ve dışarıda tek partili rejimin ortaya çıkardığı görüntüyü ortadan kaldıracaktır. (b) Muhalefet partisi, Batı Avrupa ülkeleri, ama özellikle Fransa ile olan ilişkilerin geliştirilmesi için yeni bir manivela imkânı sağlayacaktır. (c) Muhalefet partisi, Başbakan İsmet İnönü’nün rejim içindeki rakipsiz konumuna artık bir son verecektir. (d) Muhalefet partisi, bütün bunları gerçekleştirirken, aynı zamanda Atatürk’ün ikinci partisi olarak kalacaktır. (e) Muhalefet partisi, yalnızca Meclis içinde belirli sınırlar içinde hükümeti denetlemekle sınırlı kalacaktı. (f) Muhalefet partisinin Meclisteki denetiminin sınırları ise, Atatürk’ün sofrasında çerçevelenecektir. (g) Muhalefet partisi, Meclis içi denetim organı olmaktan çok, elitler arasında bir denge işlevi görecektir.
Bir ihtimal de, SCF aracılığıyla, toplumsal muhalefet için yumuşak bir çıkış noktası açılmak istenmiş olabilir(…)”⁴
Hoca kitabında, özellikle Halk Fırkası’nın yabancı basının kendilerine gösterdiği ilgi hakkında fazlasıyla dikkatli olduğunu gösteren belgeler sunarak “a” ve “b” şıklarını özellikle ispatlamıştır⁵. Fethi Bey(Okyar)’ın anılarında geçen Atatürk’ün şu sözleri, dışardan nasıl göründüğüne verdiği önemin göstergesidir:
“Bunlara(tenkitlere ve tartışmalara) tahammül edeceğiz. Başka çare yoktur. Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir dictature manzarasıdır. Vakıa bir meclis vardır, Fakat dâhil ve hariçte bize dictateur nazariyle bakıyorlar.
Geçen sene Ankara’yı ziyaret eden Alman muharrirlerinden Emil Ludwig bana şekli idaremiz hakkında tuhaf sualler sormuş ve diktatörlüğümüze kanaat ederek geri dönmüş ve bu kanaatini de yazmıştır
Hâlbuki ben cumhuriyeti şahsi menfaatim için yapmadım. Hepimiz faniyiz. Ben öldükten sonra arkamda kalacak müessese bir istibdat müessesesidir. Ben ise, millete miras olarak bir istibdat müessesesi bırakmak ve tarihe o surette geçmek istemiyorum”⁶
Görüldüğü gibi Atatürk’ün asıl derdi rejimin ne olduğu değil, nasıl göründüğüdür.
Bütün yazılanları toparlamak gerekirse SCF’nin neden kurulduğu sorusuna şöyle bir cevap vermek mümkündür: Üç yazar da SCF’nin Atatürk’ün kendi iradesi ve inisiyatifi ile kurduğu konusunda hemfikirdir dersek yanlış yapmış olmayız herhalde. Birbirine geçmiş Ekonomik sorunlar(Lozan yükümlülükleri, 1929 Krizi, Muhacirler, düzenli çıkan Kürt ayaklanmaları, sonucu ortaya çıkmış), bu sorunları çözmek konusundaki (yalnızca “ben ve ekibim” ülkeyi daha iyi bir hale getirebiliriz şeklindeki) anlayış ve bu anlayışın(dâhilde ve hariçte) oluşturduğu diktatör imajından kurtulmak -ek olarak da İsmet Paşa’nın yükselişini duraklatmak- gibi meseleler Atatürk’ü bir muhalefet partisi kurma yoluna itmiştir. Tabii belirtmek lazım, önce CHF içinde bir “blok” fikri ortaya atılmışsa da İsmet Paşa’nın reddetmesiyle son çare olarak yeni fırka seçeneğine geçilmiştir.⁷
¹ Emrence, Cem. 2006. 99 Günlük Muhalefet: Serbest Cumhuriyet Fırkası. İstanbul: İletişim Yayınları. S.47-74
² Emrence, Cem. 2006. 99 Günlük Muhalefet: Serbest Cumhuriyet Fırkası. İstanbul: İletişim Yayınları. S.74
³ Tunçay, Mete. 2005. Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetimi’nin Kurulması 1923-1931. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. S.247-249
⁴ Koçak, Cemil. 2006. Belgelerle İktidar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası. İstanbul: İletişim Yayınları: S. 627
⁵ Koçak, Cemil. 2006. Belgelerle İktidar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası. İstanbul: İletişim Yayınları: S. 180-189, 201-202, 215-220, 344-350,
⁶ Okyar, Osman; Seyitdanlıoğlu, Mehmet. [1997] 2006. Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye: Fethi Okyar’ın Anıları. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. S.103-104
⁷ bkz: Okyar, Osman; Seyitdanlıoğlu, Mehmet. [1997] 2006. Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye: Fethi Okyar’ın Anıları. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. S.105 ve Ağaoğlu, Ahmet. [1950] 1994. Serbest Fırka Hatıraları. İstanbul: İletişim Yayınları. s. 37
Son Yorumlar