Felat’ın Hikayesi
31 05 2009Hasan Cemal’in “Kürtler” kitabı, Felat Cemiloğlu’nun hikayesiyle başlar. Giriş bölümünün adı ‘İşkence’. Şu günlerde yoğun şekilde tartışılan Kürt Sorunu’na gerçekten empati sahibi bir tutumla yaklaşmak için, önce Felat Cemiloğlu, Bedii Tan, Selim Dindar gibi isimlerin hikayelerini bilmek lazım. Felat Cemiloğlu’nun Hasan Cemal’e anlattığı hikayesini burada bir kez daha hatırlayalım:
“5 No’lu hapisyaneye gitmek için ertesi günü bekledik.
Son geceyi başımıza nelerin gelebileceğini düşünerek geçirdik. Bütün anlatılanlara inanmak mümkün değildi. Öğleye doğru 5 No’lu hapishaneye gönderilmek üzere dört kişi dışarıya çıkarıldık. Vazifeli başçavuş yemek yiyip yemediğimizi sordu. ‘Yemek yesinler öyle gönderelim, zira yedi sekiz gün yemek yemeyecekler’ dedi.
Buna inanmak mümkün değildi.
Kapalı kamyonete Bedii Tan’la(*) birlikte beş kişi bindirilip sevk edildik. Yolda Bedii Bey’le ilk defan yan yana oturduk. Benim kulağıma Birol Binbaşı’nın hapishane müdürü olduğunu, kendisini tanıdığını ve rahat edeceğimizi söyledi. Hapishaneye teslim anımızdan ölünceye kadar Bedii Bey’in gözü hep kapıda oldu. Binbaşı Birol’u bekledi. Ama malesef onu göremeden öldü. Sonradan, mahkumlardan sorumlu güvenlik amirinin Yüzbaşı Esat Oktayyılldıran olduğunu, Birol Binbaşı’nın güvenlikle alakası olmadığını öğrentik. Asayişle ilgili her hususta olduğu gibi, diğer hususlarda da hep Yüzbaşı Esat Oktayyıldıran’dı tutukluların muhatabı. Ve yüzbaşı kendi deyimiyle ‘5 No’lu’nun Allahı”ydı.
Bizi hapishanede bir teğmenle ona yakın asker karşıladı.
Tamamen soyunmamız emredildi.
Eşyalarımızı kontrol ederken benim tıraş köpüğümü aldılar, herhalde daha evvel görmedikleri için bunun ne olduğunu sordular. Üst kapağa basınca köpüğün fışkırdığını görünce çok zevklendiler ve köpükleri hepimizin yüzüne, kafasına ve vücütlarımıza fışkırtarak, köpüklü yüzümüze tokat atmaya başladılar. Tokatladıkça köpük üstlerine ve etrafa sıçramakta, onlarda bundan büyük bir zevk almakta ve tekrarlamaktaydılar.
Bir müddet sonra nizamî olarak ‘Geriye dön!’ emri verildi. Ben biraz muntazam dönmüş olacağım ki, ‘İbneye bak, nizamî dönüyor’ diye hem alay ettiler, hem mükafat olarak çıplak sırtıma bir kaç darbe vurdular.
Sonra, makatlarımızın içine de baktılar.
Eşyalarımızın kuşak, kravat gibileri haricindekileri torbalarımıza koyarak giyinmemizi söylediler. Ve sonradan öğrendiğimiz 35 No’lu koğuşa, içinde hücreler bulunan koğuşa bizi götürüp 1 No’lu hücreye sokarak, ‘Soyunun!’ dediler.
Bedii Bey, Hilvanlı Hamdoş dedikleri elli yaşlarında Hamit Gerger ve on beş- on altı yaşlarında bir çocukla aynı yerdeydik.(…)
Eşyalarımızı hücreye bırakmamız ve külot üstümüzde kalacak şekilde soyunmamız söylendi. Koridora çıkarıldık. Diğer hücredekilere arkalarını dönmeleri ve yere çökmeleri emredildi. Bize de birer süpürgeyle ortlardaki bir hücredeki suyun koridora çıkarılması emredildi. Hücre içindeki tuvaletin tıkalı olduğunu ve içeride bir karış kadar suyun içinde pisliklerin yüzdüğünü gördük.
Su ve pislikleri hücrelerin önündeki geniş koridora yaydıktan sonra, daha gerideki bir hücreye tekrar toplanmamız istendi. Bunları yaparken bir taraftan coplanıyor, bir taraftan da ‘Son sayı üç!’ deyip, sayıncaya kadar bitirmemiz isteniyordu.
Bu ‘Son sayı üç’ emrinin sonradan her işte kullanıldığını gördük. ‘Son sayı üç’ dedikten sonra hemen ‘Bir…İki…’ deyip arkasından ‘İki on beş… İki otuz…’ diye yavaş yavaş sayıyorlardı. Her seferinde yapılacak iş daha bitmeden ‘İki kırk beş… Üç…’ deyip saymayı bitiriyorlardı. Tabii emri zamanında yerine getiremediğin için de ceza hemen geliyordu. Bu ‘Son sayı üç’ emrinin tatbik edilmediği hiçbir anımız yoktu. İçtimada, yemekte, tuvalette, bulaşıkta, velhasıl her yerde bu emirle iş yapıyorduk.
Pis suyu, içinde yüzen boklarla birlikte istedikleri hücreye doldurduktan sonra, bu hücrenin eşiği yüksekliğinde bir göl meydana geldi.
Bu suyla yıkanmamız emredildi.
Pislikle birlikte avuçlayarak başımızdan itibaren bu suyla yıkandık.”¹
(*) Yazar Altan Tan’ın babası.
¹ Cemal, Hasan.[2003]2007. “Kürtler”. İstanbul: Doğan Yayıncılık. s.21-23
Devam edecek…












Son Yorumlar