Felat’ın Hikayesi 5
5 06 2009İlk ve müteakip yirmi gün ranzalardaki yatakların boş olmasına rağmen yerde, beton üstünde yattık. İlk gece beton üstünde olmamıza rağmen, ayaklarımızı uzatarak yatabildiğim için çok mesuttum. İlk üç gece üstümüze su döküyorlardı, bidonlarla su…
Dümdüz, yüzüstü kıpırdamadan yatıyorsun.
Tam üç gün boyunca.
Kımıldamak yok!
Tuvalete gitmek yok!
Önümüzdeki insanın idrarı gelince… Sıcak olurdu, ellerimizi ısıtırdı, hatta birazcık ısınacağımız için sevinirdik idrarın aktığını hissedince…
Koğuştaki hayatımızın günlük programı:
Sabah kalkış 5:30; tıraş, tuvalet… Sabun yoktur. Doğru dürüst su akmaz. Bir haftalığına iki kişiye bir adet permeşarp verilir. Kahvaltı 5.30-6.30; 6:30-12.00 içtima, sayım, eğitim; 12.00-13:30 öğlen yemeği, istirahat; 13.30-18.00-19.00 eğitim; 18-19-20.30 içtima, sayım; 20.30 ‘Kaybol” komutuyla yatma zamanı… Haftada bir, on günde bir havalandırmaya çıkarsın…
Yemek duayla başlar:
‘Bismillahirrahmanürrahim. Allahımız’a hamdolsun. Ordu millet var olsun. Vatan hainleri kahrolsun!’
Yemek gelir önüne konulur, ayakta hazırolda dua okunur. Ama yine el süremezsin yemeğe. Önce komutanın ‘Afiyet olsun!’ demesi lazım ki yemeye başlayabilesin. Öyle beklersin hazır olda. Bazen komutan çeker gider, afiyet olsun demeden. On beş, yirmi, yirmi beş dakika, yemek önünde, sen hazır olda beklersin. Sonra gelir komutan, ‘Getirin yemekleri!’ der ve hepsini döktürür, ‘Şimdi sikimi yiyin!’ der ve gider.
Mahkemeye gidiş gelişler başka alemdi.
O tarihte koğuş sorumlusu Vasıf Kahraman şöyle anlatır mahkeme faslını:
“Eller arkadan kelepçelenir. Kelepçelerin içinden bir zincir geçer. Yetmiş seksen kişi zincirli. Biri düştü mü, herkes düşer yere. Ve herkes dayak yer. Mahkemede, sırada oturuyorsun. Asker gözünün içine bakar. Çünkü senin gözün hiç kıpırdamayacak. Avukatına bile bakamazsın, yasak! Benim avukat var mı, yok mu, bazen anlamazsım. Gözüün kaydı mı, tekmil vermek zorundasın hapishaneye döndüğünde: ‘Vasıf Kahraman, Diyarbakır, emret komutanım, vukuatım vardır komutanım.’”
“‘Dayak vaziyeti al!’
Haftada 2 bin lira para gelmesine izin verirler. Bir başkasından 2 biz fazla geldi mi o hafta, yanarsın. Yani para örgütten mi geldi kuşkusu…
Ve dayak!
Korkardık, kimseden ekstra para gelmesin diye dua ederdik.¹
¹Cemal, Hasan.[2003]2007. “Kürtler”. İstanbul: Doğan Yayıncılık. s.28-29












Son Yorumlar