“Yeter Artık”
29 08 2009Şu videoyu izleyin. Lütfen izleyin. Özellikle son 9-10 saniyeyi dikkatle izleyin. O son 9-10 saniyede TSK’nın gerçekte ne olduğunu göreceksiniz. O 9-10 saniye TSK’nın en anlamlı özetidir.
Haberi biliyorsunuz. Dört erin bir teğmen tarafından nasıl katledildiği gündemin göbeğinde. Peki Genelkurmay başkanı kendisine bu konu hakkında sorulan soruya ne cevap veriyor: “Yeter artık, burada şimdi 30 Ağustos Büyük Zafer gününü…”. Yeter artık. Bu kadar basit. Olur bunlar. Büyütmeyin. Nedir yani dört tane genç öldürülmüşse. Ne olacak yani? Boşver o erlerin analarını babalarını. Çocukları askerde olan diğer insanların endişeleri de önemli değil. Bakın burada 30 Ağustos BÜYÜK ZAFER GÜNÜ’nü bilmem ne yapıyoruz. Bundan önemli mi dört çocuğun bok yoluna ölmesi? Uzatmayın bu meseleleri. YETER ARTIK!
Genelkurmay Başkanı’nın yüzündeki umursamazlık, “yeter artık” lafındaki aymazlık, “30 Ağustos” kıl tüy bölümündeki kaypaklık. TSK’nın özeti budur. TSK o “büyük tarihin” ürünüdür. O “büyük tarihe” dayanır. O “büyük tarih” sayesinde kafasına göre takılır. Yeri gelir dört çocuğu kendi elleriyle katleder, hiç mühim değil, dayandığı o “büyük tarih” sayesinde bunlar onun için teferruattır. Zaten o “büyük tarihin”, o kadar da büyük olmadığını söyleyenlere ilk saldıran kurum olmasının nedeni de budur.
Nedir yani dört insan ölmüşse. Açıklama falan yok. Açıklamaya gerek de yok. Yedi düveli dize getirmiş TSK, dört çocukla mı uğraşacak. Bak 30 Ağustos gelmiş. Tanklar yürüycek, kutlamalar yapılcak falan. Karıştırmayın o dört çocuğu. YETER ARTIK!












http://www.haber7.com/haber/20090827/Rahat-uyu-pasam-yikadiginiz-topraklari-tegmenler-MANDALLA-kurutur.php
Bir zamanlar, ‘Dilerim, II. Mahmud zamanının nefretle mezar taşları bile paramparça edilen yeniçerileri gibi olmazlar…’ demiştim.
Bu hüsn ü niyetle onların yolu kesişecek gibi değil. Saflığın lüzumu yok. Aralarında , yaşanan bunca aşağılık uygulama, cinayet ve zulme sesini çıkarmayan iyi fakat sessiz askeri zevat ta dahil olmak üzere, dilerim akıbetleri yeniçerilerden beter olur!..
Artik maskeleri akiyor yuzlerinden! Bunlar sadece kani uzre propoganda yapacak sehide deger veriyorlar. Ardindan propaganda yapamayacak “iki-uc salagin” ardindan daha ne yapacaklardi ki. Yeter artik diyeceklerdi tabii…
yeter artık. hakikaten yeter artık.
ben bu olayda o kadar öfkelendim ki, kendimi ifade etmekten çekindim, birşey yazamadım.
“yeter artık”ı okudum şimdi ve kendimi ifade etmiş oldum. (eline sağlık)
YETER ARTIK!
(olayı Taraf’ta görünce gazeteyi kaptığı gibi askerlik şubesine koşan babaya şöyle demişler,
“Sen o gazetede yazanlara inanıyor musun?”
bir numaradaki -kurumsal- umarsızlık, askerlik şubelerine kadar yansıyor işte.)
Gösteri alanında kürsüden inip halkın arasına karıştı. Halkta bir izdiham bir sevgi seli… Ellerine sarılıp öptüler. Aralarından bir genç kız gözyaşları içinde, “bu vatanı bölemezler, böldürmeyiz!” mealinde bir şeyler söyleyerek höykürdü. Çok duygulandı ve; “İşte ordu, işte halk. Omuz omuza!” dedi. Midem bulanıyor, biraz daha izlersem kusacam.
Evet, bir de bu var. Halkın sevgi seli filan. Haydi oradaki atmosferi bir nebze açıklayabiliriz, zaten teveccühü olan oraya gelmişti filan diye. Fakat, bu kurumun bu ülkede ‘en güvenilir’ olması diye bir şey var? Son bir-iki senedir bir miktar düşüş olmuş ama, yine de yüksek bir oran hala bu kuruma çok güveniyormuş.
Bir tek izah tarzı aklıma geliyor. Daha önceki konuyla bağlantılı bir şey. İktidar olmak ya da başka bir ifadeyle ‘muktedir’ olmakla ilgili bir durum. ‘Kudret’ , güç sahibi olmakla. O kudreti ne sağlıyor? Silah.. Öyle gücünü halktan almak filan, hikaye. Silah kimdeyse güç o ve onun izin verdikleri. Doğudaki ağalık sisteminin azman hali. Bir fark göremiyorum.
Oldum olası polis ve asker arasındaki çekişme de bundan kaynaklanıyor. Tsk kendisinden başka silahlı güç istemiyor. Son yaşanan Ergenekon meselesi de bu iki kurumun mücadelesiyle gelişiyor. Gördüğüm bu.
‘Kazayla şehit oldular’ mavalındaki arka plan da bu olsa gerek. Halkın nazarında asker haşa Allah gibi birşey. Bunun tarihi arka planı da var tabii. Hele askerde sorgusuz sualsiz itaat diye bir şartlanmışlık ta işin içine girince, Er İbrahim’in aklına, elindeki pimi çekilmiş bombayı teğmenin burnuna dayamak veya mandalı bıraktıktan sonraki üç saniyede bombadan kurtulmak, gelmiyor.
Bu yüzden ordunun halk nazarındaki güç-iktidar imajının yerle bir olması onlar için hayati bir şey. 30 Ağustos müsamereleri de bundan ibaret.
Bakalım nereye kadar?
[...] cinayetin örtbas edilmesini değil sırf, yalan dolanla ölülerinin istirmar edilmesini de teferruata dönüştüren “Şanlı Zafer Bayramı” ne oluyor bu durumda, bir düşünülsün? [...]
@Zeynep hanım, iyi ki görmedim, o hüzünlü sahneleri ben, dayanamazdım, midem kesin kaldırmazdı.
@Gönül hanım, bu yıl 30 Ağustos törenlerinde 9 bin asker kullanılmış. Hürriyet gibi ordunun “güvenilir kurum” olarak algılanmasında büyük etmen olan gazeteler de klasik: “30 Ağustos yine coşkuyla kutlandı” palavralarını sıkmışlar. Nereye kadar? sorusu kritik ama cevabı yok. Yaşayarak göreceğiz.
@Serkan, millet hatırlamıyor pek ama, Taraf yokken bu tür olaylar “eğitim zaiyatı” denilip geçiliyordu. Hergün şükrediyorum bu gazete çıkıyor diye.
@Eleştirel, “Bunlar sadece kani uzre propoganda yapacak sehide deger veriyorlar.” İyi demişsiniz.