“Şeytan” Taşlama
24 11 2009Malum, güzel İzmir’imiz yine gündemde. Şehirde bir DTP konvoyuna İzmir’in vatansever insanları, taşlarla saldırmışlar. Bunun üzerine konvoydan bir kaç aracın şöförü arabalarını taş atanların üstüne sürmüş. Taşlayanlar da ikinci bir öfke nöbetiyle eylemlerine devam etmişler.
Murat Belge konu hakkındaki bugünkü yazısını şöyle bitirmiş: “Sonuçlar da ortada. Bu olayların aktörleri eğitimsiz “cahil” yığınlar değil. Böyle olmak üzere eğitilenler.” Biz de onun bitirdiği yerden devam edelim, zira yaptığı tespit gayet kritik.
Genellemeler genellikle yanıltıcı olsa da, İzmir halkının ve özellikle bu eylemin katılımcılarının Batılı yaşam tarzını benimsediğini ve kendilerini çağdaş insanlar olarak gördüklerini söylemek çok da yanlış olmaz. Hatta şehrin “Cumhuriyetin Kalesi” olmak gibi de bir misyonu oluştu son yıllarda. Ancak yaşanan bu son olayı örnek olay kabul edersek, bu çağdaş insanların, o kadar da muhasır medeniyetler seviyesinde olmadığını görüyoruz. 2009 yılında bir siyasi partinin üyesi veya seçmeni olmanın, linç edilme riski getirdiği bir demokrasi, ne kadar çağdaştır pek bilmiyorum. Bu riski, eyleme dönüştüren insanların da ne kadar insan olduklarını bilmiyorum.
Okul hakkındaki yazıyı yazarken aklımda hep, eğitim sürecinin bazı önemli izler bıraksa da, kişiyi ve özellikle de kişinin siyasi görüşünü tamamen şekillendiremeyeceğini bir rezerv olarak aklımda tutmaya çalıştım. Çünkü bence, siyaset düşüncesi biraz daha lise eğitimin sonları veya sonrasında kişinin beynine düşmeye başlıyor ve genelde de ev ve çevresinde şekilleniyor. O bakımdan da okulun, mesela muhafazakar bir ailenin çocuğuna da, laik bir ailenin çocuğuna da çeşitli derecelerde milliyetçiliği enjekte edebildiğini kabul etsem de, bütünlüklü olarak bireyi şekillendiremediğini düşünürdüm. Bu görüşüm hala çok yanlış görünmüyor gözüme ama İzmir’de yaşananlar bir şüphe düşürdü içime. Çünkü okulun yaratmaya çalıştığı ve medya ve bir kısım entelijansiyanın da üstün hizmetlerle oluşumuna destek verdiği insan tipi, tam da İzmir’de DTP konvoyuna taş yağdıran çağdaş insanlara tekabül ediyor.
Okul kitaplarında Kürt kelimesi sadece, Tarih derslerindeki zararlı cemiyetler konusu işlenirken “Kürt Teali Cemiyeti” ile gören, Kürt Sorunu’nun kökenlerini görmemeleri için medyanın püskürttüğü dezenformasyon sağnağına maruz kalan ve Türkiye’de yaşayan herkesin Türk olması gerektiğine ikna edilmiş bireyler, DTP konvoyuna saldırmayı da bir tür ‘şeytan’ taşlama olarak algılıyor.
Yıllardır; farklıya/ötekiye tahammülsüz, milliyetçi ve paranoyak(Sevr dün imzalanmış havasında) nesiller yetiştirmek için tam gaz çalışan resmi-ideoloji, kendi içinde paradokslar içeren ve Türkiye’de sorun çözmek yerine sorun yaratma işlevi gören(ve bu durumdan nemalanan kesimlerin dört elle sarıldığı) bir mekanizma. Bu ideolojinin bu kadar yaygınlaşması, Türkiye’nin toplumsal grupları arasındaki çatışmayı daha da çetrefil hale sokuyor. Bu durum da ister istemez, çatışmalarından kurtulmuş, huzurlu bir Türkiye hayalini kuran insanları hayal kırıklığına uğratıyor.












Son Yorumlar