Meeeh
5 03 2010Dün ajanslara, İran’da Aşûre Günü düzenlenen gösterilere katılan bir eylemcinin temyiz mahkemesi tarafından idama mahkum edildiğini bildiren bir haber düştü. 20 yaşında bir öğrenci olan Muhammed Emin Valiyan “Allah’a karşı savaş açmak, devletin güvenliğini tehdit etmek ve yöneticilere hakaret etmekle suçlandığı” suçlarıyla yargılanmıştı.
Haberi okur okumaz önce Ahmedinejat yönetimine okkalı bir küfür savurdum sonra da “kesin bizim ulusalcılardan biri ‘işte şeriatla yönetilen ülkeler böyle!’ diye zırlayacaklar” diye düşündüm. Sevgili Türker Alkan beni yanıltmadı, sağolsun. Bugünkü yazısında şöyle demiş:
28 Aralık’ta İran’da bir sokak gösterisinde taş atan Muhammed Emin Valiyan adındaki öğrenci idama mahkûm edildi. Suçu çok vahim: Allah’a karşı savaş açmak, devletin güvenliğini tehdit etmek ve yöneticilere hakaret!
Teokratik yönetimlerin bir sorunu da budur: Yöneticiler Allah tarafından uygun bulunup atandığı için, yöneticiye yönelen bir eleştiri Allah’a yönelmiş sayılabilir!
Gerçi suçlanan öğrenci ‘Üç taş attım, üçü de isabet etmedi’ diyor ama nafile!
Takip edenler bilir de, etmeyenler için belirteyim; Türker Alkan basınımızın “BÖÖÖÖ ŞERİAT, ÇOK KORKUNÇ” kafasındaki köşecilerindendir. Arabistanda hırsızın bi tarafı mı kesildi, İran’da biri mi asıldı yok efendime söyleyeyim bilmem nerede biri mi kırbaçlandı, Türker Alkan hemen yazar. Kesinlikle ıskalamaz. 28 Şubattan kalma bir kafaya sahip özetle.
28 Şubattan kalma bir kafaya sahip olmak zaten başlı başına sakat bi durum, bir de bu olayda yürütülen akıl yüzünden sakatlık ikiye katlanmış. Türker Bey Valiyan hakkında verilen idam kararının nedenini teokratik yönetimde buluyor ve “Allah’a karşı savaş açmak” suçlamasının buna işaret ettiğini söylüyor. Yani “şeriatçı İran, ’sen Allah’a savaş açtın’ diyerek adam asıyor” demeye getiriyor.
Aslında olan ise klasik bir totaliter yönetimin meşruiyetini dayandırdığı ‘kutsal’ı kullanarak muhalifini sindirmesi durumu. Bu İran’da ‘Allah’a karşı savaş açmak’ olur, komünist bir yönetim altında ‘İşçi sınıfının çıkarlarına karşı savaş açmak’ olur, bizim gibi ortada kalmış ülkelerde de ‘Türklüğe hakaret etmek’ olur(sonra da devletimizin derin abileri ensene kurşun sıktırır), ama yönetimin ‘hangi kutsalı’ kullandığına değil, totaliter olup olmamasına bağlı olarak gelişen bir olaydır.
Bu tür memleketlerde ‘makbul vatandaş’ tanımına uymayanların ve bu tanımı yapanlara muhalefet edenlerin başlarına neler geldiğini en iyi biz, yalnız ve güzel Türkiyemizin gözü yaşlı demokratları biliriz. Katatürk’ü koruma kanunu, 301 falan diyorum yani. O yüzden Türker Bey’in sıkıcı tespitleri ‘meeh’ dedirtmekten başka bir işe yaramıyor. Çogüzülüyorum.
Categories : Gündem, Medya












Son Yorumlar